Genelkurmay Harekât Başkanlığında hazırlandığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek imzalı “Ak Parti ve Gülen’i bitirme planı” muamması bir türlü aralanmadı. İki hafta önce Türkiye gündemine düşüveren, askeri ve siyasi bürokrasiyi meşgul eden eylem planının arkasındaki sır perdesinin bir türlü kalkmaması ise dikkat çekti.
Ak Parti, Albay Dursun Çiçek imzalı belgenin peşini bırakmayacağını her platformda vurgularken, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı ise 24 Haziran’da yaptığı açıklamada Albay Dursun Çiçek hakkında herhangi bir kovuşturmaya gerek olmadığını söyledi.
İşte belgeye dair ihtimaller!
Belge gerçek ise:
Bu durum askeri çevrelerin Ak Parti üzerinde kapatılma korkusu meydana getirerek partinin seçimlere doğru tabanına yönelik adımlar atmasını engellemek, böylece önümüzdeki seçimlerde güç kaybetmesini sağlamak istediği, ayrıca İslami evrelerde bir korku ortamı oluşturarak onların çalışmalarını baltalamaya çalıştığı anlamına geliyor. Genelkurmay'ın
belgenin kaynağını bulma konusunda “kendi denetlemeni kendin yap, kol kırılır yen içinde kalır hesabı” bir soruşturma yürütmesi ve Albay'ın sivil mahkemeye ifade vermesi konusunda isteksiz davranması bu soruya dayanak teşkil ediyor.
2-Belge sahte ve arama sırasında yerleştirildi ise: Bu durumda da iki soru söz konusu, Ya hükümetle Genelkurmayın ilişkileri bozularak hükümetin askeri çevrelere duyduğu güvensizlik artırılmak ve askerlerin polis üzerindeki vesayeti kaldırılmak mı istendi ya da polisin içinde Gülen Cemaatine yakın olduğu bilinen kişilerin tasfiyesi mi hedeşendi? ürkiye'de yürütülen pek çok soruşturmaya dayanak oluşturan CD ve belgenin arama sırasında yerleştirildiğine dair ciddi iddiaların dile getirilmesi bu ihtimalin görmezlikten gelinemeyeceğini ortaya koyuyor.
3- Belge sahte ve Ergenekon tarafından hazırlandı ise: Bunun da iki yönlü bir amacı söz konusu olabilir. Örgüt, temel dayanağı olarak öne sürdüğü askeriyenin hâlâ kendi amaçları doğrultusunda çalıştığı kanaati uyandırarak dağılan üyelerine moral vermek ve kendi üzerine gelenler üzerinde korku meydana getirmek mi istiyor? Ayrıca örgüt, bu belgenin sahte olduğunun anlaşılması üzerine kendi hakkındaki bütün belgelerin sahte olduğuna dair mahkeme heyeti ve kamuoyu nezdinde bir kuşku meydana getirmeyi hedeşemiş olabilir mi? Örgütün sahte belge iddiasını olur olmaz
gündeme getirmesi bu soruların ikinci ayağını güçlendiriyor.
1.Belge sahte ve arama sırasında yerleştirildi: Bu durumda da iki ihtimal söz konusu,
Ya hükümetle Genelkurmayın ilişkileri bozularak hükümetin askeri çevrelere duyduğu güvensizlik artırılmak ve askerlerin polis üzerindeki vesayeti kaldırılmak istendi ya da polisin içinde Gülen Cemaatine yakın olduğu bilinen kişilerin tasfiyesi hedeşendi. Türkiye’de yürütülen pek çok soruşturmaya dayanak oluşturan CD ve belgenin arama sırasında yerleştirildiğine dair ciddi iddiaların dile getirilmesi bu ihtimalin görmezlikten gelinemeyeceğini ortaya koyuyor.
3. Belge sahte ve Ergenekon tarafından hazırlandı: Bunun da iki yönlü bir amacı söz konusu olabilir. Örgüt, temel dayanağı olarak öne sürdüğü askeriyenin hâlâ kendi amaçları doğrultusunda çalıştığı kanaati uyandırarak dağılan üyelerine moral vermek ve kendi üzerine gelenler üzerinde korku meydana getirmek istiyordur. Ayrıca örgüt, bu belgenin sahte olduğunun anlaşılması üzerine kendi hakkındaki bütün belgelerin sahte olduğuna dair mahkeme heyeti ve kamuoyu nezdinde bir kuşku meydana getirmeyi hedeşemiş olabilir.
Örgütün sahte belge iddiasını olur olmaz gündeme getirmesi bu ihtimalin ikinci ayağını güçlendiriyor.
HABER MERKEZİ
Askeri Savcılık, günlerdir tartışılan İrtica Eylem Planına ilişkin soruşturmasını tamamladı ve "İrtica eylem planını Genelkurmay hazırlamadı" açıklamasını yaptı. Soruşturmanın tarafsız olmayacağı günler öncesinden iddia edilirken Genelkurmay Askeri Savcılığının soruşturmaya gerek olmadığı yönünde bir karar vermesi kamuoyu için sürpriz olmadı.
Savcılık, belgenin, Genelkurmay Başkanlığı karargâhında düzenlenmediğinin tespit edildiğini, böyle bir belgeyle ilgili, gerek elektronik ortamda, gerekse yazılı kayıtlarda herhangi bir bilgi, belge, emir veya emareye rastlanılmadığını kaydetti.
Askeri savcılık açıklamasında, “Belgenin Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgenin 4. sayfasındaki imza bloğunda Albay Dursun Çiçek'in isminin üzerinde yer alan imzanın, şüpheli Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek'e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından, soruşturma konusu olay ve Çiçek ile ilgili itiraz yolu açık olmak üzere kavuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini" bildirdi.
Genelkurmay olayın sorumluluğunu bu şekilde üzerinden atmaya çalışırken, siyaset cephesinde ise Genelkurmayın açıklaması inandırıcı bulunmadı. Ak Partili vekiller Albay Dursun Çiçek ile ilgili soruşturmanın askeri savcılıkça yapılmasının hem demokratik hem de tarafsız olamayacağını yineleyerek şüphelerinin devam ettiğinde ısrarlı.
İşte o tepkiler:
DEVLET BAKANI EGEMEN BAĞIŞ:
"Bu belge gerçek olsa da sahte olsa da AB konusunda önemini ortaya koymaktadır. Çünkü AB standartlarındaki ülkelerde ne böyle bir belge hazırlanabilir ne de böyle belgelerin sahteleri hazırlanıp piyasaya sürülebilir."
AKP MİLLETVEKİLİ BURHAN KUZU:
"Belge gerçekse de sahteyse de bu iş sonuna kadar götürülmeli. Askeri savcılığın açıklaması bu belgenin hiç hazırlanmadığı anlamına gelmez."
BAĞIMSIZ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ UFUK URAS:
"Belge ortada kaldı. Meclis, siyasetin sivilleşmesi doğrultusunda adım atmalı. Herkesi paranoyak yaptılar. Herkes, dedektif gibi bir şey arıyor. Ama sonuçta albayın da sahteciliğe yönelmesi başlı başına bir problem olduğunu gösteriyor. Her kopyanın bir aslı vardır. Sivil yargı, aslına baksın."
MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR AHMET GÖKÇEN:
"Delil niteliği zayıf da olsa fotokopi bir belgedir. Sivil savcılığı ilgilendiren boyutu var olayın. Tabi askeri savcılık belgeyi inceledi ve kamu davası açmaya yetecek bir nitelik bulamadı. İtirazı mümkündür bunun. Sivil savcılık yönünden yine soruşturması yapılacak. Önemli olan bu belgenin aslının olup olmadığı önemlidir. Ceza muhakemeleri açısından bunlar delil olur ama fotokopi belge elde etmek çok kolay olduğundan bu da bir şüphe sebebidir. Sivil savcılar da aynı değerlendirmeyi kendileri araştıracaklar. Gerekli görürlerse kamu davası açmayı düşüneceklerdir. Bu belgenin aslının bulunamadığı görülüyor verilen kararlardan anladığımız kadarıyla. Bu tür durumlarda her iki savcılık da harekete geçebilecektir. Önemli olan Yargıtay'dan onanmış bir şey olmadığı için gerek askeriye gerekse de sivil savcılık açısından bir sonuç alınamadığı anlaşılıyor. Ama diyelim bunun aslı ortaya çıkarsa derhal kaldığı yerden devam eder. Askeri mahkemelerin verdiği kararlar sivil savcılığı, sivil savcılığın buldukları da askeri savcılığı etkiler"
Bu arada hafta içinde Erzincan’da iki teğmenin Pkk ile ilgili askeri istihbarat belgelerini basına sızdırdıkları iddiasıyla tutuklanması Genelkurmay’da hazırlanan belgelere dair haberlere yeni bir boyut kazandırdı. Söz konusu olay çerçevesinde hâlâ bir teğmenin aranmakta olduğu da bildirildi.